KARADAĞ SAVUNMASI
TÜRKİYE’NİN İLK İSTİKLAL SAVAŞİ TONYALI İLE RUS ARASINDA
KADI-ZADE MUHAMMET HAFIZ VE KARADAĞ SAVUNMASI
Muhammet Hafız (Mehmet Zühtü ) diye anılmıştır. Mehmet Hilmi (Mehmet Efendi)nin oğludur. 01.07.1891 yılında Barkozmanlı (Kayacan Köyü) doğumludur. Kardeşleri: Ahmet Hamdi (Ahmet Hafız)-Salih Sıtkı-Osman Rahmi ve Zeliha Hafızdır. Tonya Orta Mahalleden Lütfiye ile evlidir. Bu evlilikten Mehmet Niyazi ve Leman Hafız dünyaya gelmiştir.
Muhammet Hafız çok zeki atılgan, iyi yetiştirilmiş bir hafızdı. Ani karar verme kabiliyeti çok üstündü. Harp silahları o zamanın en iyilerindendi. Hele beyaz renkli doru bir atı var idi ki o zaman köyden Karadağ’a oradan da Trabzon’a üç saatte gidiyordu. Ata binme talimlerini Gümüşhane’nin Yalakyurt Yaylasında yapıyordu. Kara çukurlu Fehmi Ağa ile yayladan arkadaştılar. Onun için cepheye ilk koşanlardan biriside Fehmi Ağadır….
1-KOMİSER NEŞAT ÇİMEN’İN KURTULUŞ ANILARI
Anlatan: Komiser Neşet ÇİMEN ( 1 )
1-Mehmet Neşet ÇİMEN: İzzet YEŞİLBAŞ oğlu Hatice’den olma 01.07.1902 Tonya Orta Mahalle doğumlu–29.04.1960 Ankara ölümlü. 13 kardeş sahibi. Tonya direnişine 12 yaşında iken babası İzzet ile katılmıştı. Yaşı küçük olduğu için sakalık görevi yapıyordu. Bu görevi sırasında bir düşman kurşunu kafasındaki kalpağı delince gazilik unvanı aldı. Daha sora Polis oldu ve amirlik makamına yükseldi. Ankara’daki lakabı Laz Komserdi. Çok zeki idi.Gördüğünü asla unutmazdı.Çocukları: Niyazi, Ekrem, Gülen, Aydın ve Yalçındır. Gülen amcamız oğlu Mehmet Yıldız ile evlidir. Neşet Bey gördüklerini ve babasının anlattıklarını yazmıştır. Bu notlar 1970 yılında posta ile Ali Kemal Yılmaz BAYRAKTAR’a gönderildi. Kemal Bey’de bu notları sahibi olduğu BAYRAKTAR GAZETESİ’inde yayınlamıştır. Neşet Bey 1960 yılında öldüğüne göre notları babasının vasiyeti üzerine oğlu Yalçın göndermiştir. Araştırmacılar uzun aramalarına rağmen Neşet ÇİMEN’in kimlik bilgilerine ulaşamadılar. O bilgilere ulaşmak bana nasip oldu.Ali Kemal Bey ile görüşmemizin anısı:
Mehmet Neşet ÇİMEN’in mezarını 20.10.2010 tarihinde Ankara Cebeci asri mezarlığında ziyaret ettim.Mezarı 5.cadde181 ada 27. parselde kapalı su kanalının sağ tarafındaki 6.mezardır. Mezarlık idaresinden aldığım bilgiye göre defin tarihi 29.04.1960. Aşağıdaki fotoğrafları aynı gün çektim.
Neşet Çimen polis Neşet Çimen sağ başta
okulunda
Solda kızı GÜlen,Neşet Çimen Sağda eşi-solda kızı
sağda eşi Nazmiye
- İşgal ve Muhacirlik Nasıl Başladı?
KONU : “BİRİNCİ CİHAN SAVAŞINDA TRABZON HAVALİSİNDEKİ BİR AVUÇ TÜRK KÖYLÜSÜNÜN RUS ORDUSUNA MEYDAN OKUYUŞU”
1) Birinci Cihan savaşında Karadeniz Bölgesinde Rus Ordusunun karadan ve denizden yaptığı hücumlar karşısında geri çekilmek zorunda kalan Osmanlı Ordusu, 1916 senesi Mart ayı sonlarında, Trabzon’u tahliye ederek önce hazırlanmış olan Harşit müdafaa hattına yerleşmek üzere artçı muharebeler yaparak geri çekilmek mecburiyetinde kalıyordu.
Trabzon’dan sonra Akçaabat, Vakfıkebir ve gürele kazaları perişan, muhacir çıkmış vatandaşlar, perişan yaralılarla ve askerlerle yollar dolmuş tıkanmıştı. Aynı günlerde Trabzon’u işgal eden Rus ordusu sahil boyunca ilerleyerek Akçaabat ve Vakfıkebir kazalarının hudutlarını teşkil eden
YOROZ” burnu, Hıdırnebi ve Karadağ hattına kadar ilerlediği bir sırada, Nisan ayının ilk haftasında Vakfıkebir kazasının Tonya Nahiyesi (halen kaza) çarşı meydanında toplanan nahiye ileri gelenleri, vatandaşların acıklı hallerini göz önünde tutarak muhacir çıkıp yollarda hastalık, açlık ve sefaletten ölmektense, efradi ailelerini bu durumda görmektense, düşmanın gırtlağına sarılıp, dövüşe dövüşe şehit olmağa ve geride kalanların fecaatini görmemeğe, karar vermiş ve and içmişlerdi. Bu toplantıda, kalplerde ebedi olarak yaşayacak olan birçok kahraman askerimiz hazır bulunmuşlardır.
B- Üç Maddelik Karar
Toplantıda üç maddelik bir karar da aldılar. Şöyle ki:
1- Eli silah tutan herkes dövüşecektir.
2-Yaşlı kadınların hazırlayacakları yiyeceklerle, herkeste bulunan kazma ve kürekler genç kızlar vasıtasıyla cephedeki çetecilere, ulaştırılacaktır.
3-Bütün hayvanlar yük taşımak için nahiye merkezine getirilecektir.
Bu toplantıda 1. Cihan savaşma katılmış olan ve birçok yara alan, Avukat Sn. Kemal Yılmaz Bayraktar beyin babası, Fehmi Ağa ve Neşet Çimen Bey de vardı. Bu kararın verildiğinde Ruslar nahiyeye 20km. Kadar uzaklıkta üstlenmişti.(1)
Verilen bu kararlara uyularak silah kullanmasını bilen bütün erkeklerle beraber Birinci Dünya Savaşında vücudunun muhtelif yerlerinden mermi isabeti alan rahmetlik ve aziz babamız İzzet de vardı Kafileye dahil olarak aziz vatanımız için çarpışmak üzere hareket etmiştik.
Didimki oğlum Hafız Muhammed,
Gelgit şu harbe Hak ide medet.
Muın’nin olsun Allah’us Samet,
Çalın kurşunu ol kafirane.
Tonyalı dedik edelim şirket Gidelim harbe verelim kuvvet
Umulur Halik eyleye nusret,
Kovalım Rusi gitsin oya ne.
C- Cepheye Koşuş
Kararı veren kafile sadece 300 kişi idi.Başlarında komutan olan Muhammet Hafız ile Hemen cepheye koştular. Üç gruba ayrıldılar. 1. Grup “ZAZEL” burnunu, 2. Grup “RİSAFA” Yaylasını, 3. Grup “FENGO” Tepesini tuttular. Sabaha karşı mevzilendiler. Gün açınca 300 kişi birden Rus ileri gözetleme kollarına ateş açtılar. Bu ani ateş sonrası Ruslar geri çekilmek zorunda kaldılar. Bu ilk ateş Rusları üç gün hücüm edemeden bekletti. Bu durum bize zaman kazandırdı. Eğer bu 300 kahraman olmasa idi Rus o gün Karadağı aşacaktı. Artık onları durturmak mümkün olmayacaktı. O kahramanlar bir tümenin yapacağı işi tek başlarına başararak tarihe isimlerini altın harflerle yazdırtılar. Onlar mevzilere geçerken arkadan Tonya Nahiye merkezine inen 1400 kişilik gönüllü grup adını yazdırarak cepheye koştular. Bu gurup “Fengo” tepesine yerleştirildi. Oradakiler Hıdırnebi sırtını tutmaya koştu. Ormanda “Teşkilât-ı Mahsusu Alayının askerlerine rastlanıldı. Az kalsın yanlışlıkla birbirleriyle vuruşacakken tanışıp kucaklaştılar.
Ç- Vuruşma Başladı
Askerî birliğin başında mülâzım (Teğmen) Adil Bey vardı. Âdil Bey çok cesurdu. Piyade Alay komutanı olarak da Bayburt’ta çok yararlıklar göstermişti. Rusların bütün tepeleri tutup mevzilendiğini haber verdi. Bunun üzerine harekete geçen Hıdırnebi Grubu “Âdil Bey düşmanı oyalarken gizlice Rus mevzilerine sokulup taarruz ettiler. 20 dakikalık bir vuruşmaya bile dayanamayan Rus müfrezeleri siperlerini bırakıp kaçtılar. Çok erzak ve cephane ve de iki esir ele geçirildi.(2)
Kaçan Rusların arkasından takipte kan izlerine rastlanıldı. Bir de gönüllü yaralandı. Bunun üzerine herkes zafer şenliği yaptı.
Rusların ileri harekâtı Hıdırnebi’de durdu. Bu fırsattan istifade ile 1400 kişilik gönüllüler iyice mevzilendirildi. 3 gün sonra 30 km. bir cephe üzerinde karşılıklı çarpışmalar başladı.
Tonyalılar vuruşmaya (muharebeye) tutuşunca üç gün sonra Vakıf-ı Kebir ve Akçaabat’ın işgal edilmemiş Sidiksa (Çayırbağı) ve Mula köyleriyle, Gümüşhane’nin Kürtün Nahiyesinden birçok gönüllüler onlara iltihak etti.
Karadağlarda kavga tutuşdi,
Vakfıkebir, Şarli yetişti.
Herkes etmeki(ekmeği) evinde pişti,
İttifak oldi hane be-hane
Bu kararın verildiği ve harekete geçildiği saatte Rus ileri kolları nahiye merkezine 20 km mesafeye kadar sokulmuş bulunuyordu. 300 kişiye yakın bulunan kafilemiz üç guruba ayrılmıştı. Gruplardan bir “ZAZEL burnunu diğeri “RİSAFA” yaylasını ve bizim gurup sabaha karşı “FENGO” tepesi tutmuştuk.
Aynı gün nahiye merkezine gelerek, kendilerini deftere yazdırıp arkamız sıra cepheye koşan Tonya gönüllülerinin 1400 kişi olduğu anlaşılmıştır.
Arkamızdan gelen bu gruba “FENGO” tepesini teslim edip, ormanlar arasından koşup, çok mühim olan Hıdırnebi sırtını tutmaya giderken kuru çam ormanlarında birdenbire karşılaştığımız bir askeri birlikle kısa bir müsademeye tutulmuş ve bilahare bu birliğin “TEŞKİLATI MAHSUSA ALAYININ” artçıları olduğu anlaşılmış ve kucaklaşarak iki tarafında kan dökmediği için” Allah’a şükür ve dualar etmiştik.
Bu askeri birliği kumanda eden Mülazım Adil beyin çok cesur bir subay olduğunu sonradan omuz omuza döğüş ederken anladığımız mülazım Adilin Piyade Alay kumandanı olarak, Bayburt’ta bulunduğunu ve Türk evladına ve soyuna yakışır bir şekilde nice yararlıklarda bulunduğunu öğrenmiştim.
Mülazım Adil bey hıdırnebi sırtlarının Rus ileri kolları tarafından tutulduğunu ve siperler kazarak oraya iyice yerleştiklerini öğrenerek bizlere talimat vermişti ve bizde hemen harekete geçmiştik.
Hıdırnebi dört tarafı ormanlık olduğu için, çalılar arasında ilerleyip mülazım Adil beyin cepheden yaptığı aldatıcı hareketlerden faydalanarak yanlardan siperlerinin çok yakınına kadar sokulduktan sonra, Allah Allah
Sedalarıyla hücum edip 20 dakikalık bir müsademeden sonra kaçan Rus müfrezesinin siperlerini işkâl etmiş ve yiyecek, cephane ve iki yabancı ele geçirmiştik. Siperler arasından ve Rus’ların kaçtıkları arka yollardan takibimiz sırasında kan döküntülerine rastlamıştık. Bizden ise yanlız bir arkadaşımız çok hafif bir surette yaralanmıştı. Bu hareket bizim için ilk zafer sayılmış ve şenlikler tertiplenmiş ve büyük bir gurur duymuştuk. Bende dâhil olmak üzere duyduğumuz sevinç sonsuzdur.
Hıdır nebi’yi bu suretle işgalimiz, Rusları bir hayli düşündürmeye mecbur etmiş olacakla ileri hareket durmuştu. Bu duraklama 1400 kişilik çetenin mıntıkalara tevzii ve ikmal işlerinin tanzimi için bize büyük bir fırsat vermişti. 3 gün sonra Rus ordusuyla 30 kim. lik bir cephenin her yerinden müsademeler başlamış bulunuyordu.
HARBİN 3. GÜNÜNDE VAKFIKEBİR – AKÇAABAT KÖYLERİ VE KARAÇUKUR KÖYLÜ FEHMİ AĞA MİLİSİ İLE HAREKETE KATILDILAR
Tonyalıların bu surette muharebeye tutuştuğundan 3 gün sonra Vakfıkebir Askerlik Şubesi Reis vekili bulunan Zühtü Bey kendiliğinden bize iltihak ederek kumandayı ele almış, Vakfıkebir köylerinden Akçaabat’ın işgal edilmemiş Stiksa ve Mula köylerinden ve Gümüşhane’nin Kürtün nahiyesinde Kara çukurlu Fehmi ağa idaresinde bazı gönüller bize iltihak ederek çetemiz daha kuvvetlenmişti.
Vakfıkebir’in Edrah köyünden Hacı Feddah oğlu Halim ağa kumandasındaki çete grubunun sonradan çok yararlıklarına ve kahramanlıklarına şahit olduk. 1400 kişilik Tonya gönülleri, iltihak eden diğer gönüller gruplarla beraber 1700 kişiye yükselmiştik. Cephane bol, fakat silâhlar çeşitli ve bir kısmı dumanlı tüfekti, kadın kız ve çocuklar siperlere kadar yiyecek getiriyor ve bazen ellerimizdeki silahlarımızı alarak Ruslara ateş ediyorlardı. Tutulan sahil en yakın bulunan noktanın sol kanadı denizden 25 km. uzakta Hıdırnebide sağ kanadı ise Akçaabat’ın Sitiksa köyünde bitiyor ve bütün endişemiz, sağ ve sol cenahlarımızın açık bulunması teşkil ediyordu. Her nekadar “TEŞKİLATI MAHSUSA ALAYININ” büyük birlikleri solumuzda düşmanla temas halinde iseler de, denize kadar olan sahayı kapayamamıştılar.
Bir gün iki süvarinin dörtnala Hıdırnebiden doğru geldiklerini gördük. Bunlar bize müjde getirmiştiler. Gelen bir emre göre Kaymakam Hacı Hamdi beyin kumandasındaki sahil fıkrası sağımızı, yani sahildeki boşluğu ve Miralay Selahattin beyin 18 inci fıkrası sağımızı kapadığını bildiriyorlar ve bu birliklerle tertibatı tamamen temin etmemiz emrediliyordu. Bu haber bizde çok büyük bir sevinç yaratmıştı. Boş bildiğimiz sağ ve solumuza bilhassa geceleri çıkartmakta olduğumuz kuvvetli keşif kollarını artık derinliğe çıkaracak ve baskınlar yapmak fırsatını elde etmiş olacaktık. Sonradan öğrendiğimize göre
Vehbi Paşanın Kumandasındaki 9 kolordumuz, Harşit boyunca hazırlanan mevzilerde düşmanı beklemeye lüzum görmemiş 70 kim. ilerde bu suretle tutulan noktayı müdafaa hattı olarak kabul etmiş ve bütün cephe boyunca muharebeler başlamıştı.
Vakfıkebir’in düzlük köyünde karargâh kurmuş olan sahil fıkrası muharebelerde çok yıpranmıştı. Üç alaydan müteşekkil ediyordu. Alaylardan en sahilde olanına Ethem Bey “BENDAR” tepesi ve civarındaki alaya ordunun Varna kasabasında halen sağ bulunan Ali Paşa Zade Ziya Bey bize en yakın olan “Teşkilatı Mahsusa Alayında Rahmetli May oğlu Ali Paşa Bey kumanda ediyordu.
Gelen bir emirle bütün gönüllü gruplar binbaşı Tahsin beyin kumandasında olarak teşkilatı mahsusa alayına bağlandı yapılan yeni taksimata göre Hıdırnebiden çekilen karargahımız Rıfa obasında olmak üzere Fengo dan, Cevizli tepesine kadar olan 20 kim yeni müdafaaya memur edilmiştir.
Kuru çam yaylasında karargâh kuran alayımızın kumandanı Ali Rıza Bey çete mensuplarını teftiş ettiği sırada 14.15.16 yaşlarındaki gençleri gruptan ayırmış ve bunların akıncı kolu alarak her istedikleri mıntıkada muharebeye katılacaklarını emretti ve bize de; (Sizi Allah’ın kumandasına himayesine terk ediyorum evlatlarım) demişti.
Akıncı grupta yaşı en küçük olan ben idim. Rahmetli babamız ve birkaç daha yaşı küçük olan bahadırlarımız vardı, bunları yaşı bende dâhil olmak üzere 14 yaşında idik.
ŞEHİT OLMALARI
Muhammet Hafız Tonya’ya getirilince Koçkur’a giderek akrabalarımızın evinde üç gün saklanarak dışarıya çıkmadı. O’nun çemberi yarıp çıkamadığını Rus ordu ve Ermeni istihbaratları da tespit ederek arama ve yakalama peşine düştü. Ne yaptılarsa Muhammet Hafız’ın yerini tespit edemediler.
Didiler gidin vamenli deyu,
Geçmeyin dedi sakın o köyü.
Didim gidelim Koçkurdur eyi,
Yakındır görünür o bizim hane.
Virmedi ruhsat öte gitmeye Harbin altıdır yanaşman köye.
Üç gün oturduk kurtulduk deye,
Gezelim bir gün çıktık meydane
Bir gün cephe komutanı Rus ağır silahlarını Fevziye köyüne indirip oradan Sivri tepesine çıkarmak için keşif yaparken çalılığa saklanan Karasu Köyünden Kara İmamoğlularından bir genç geceyi bekleyip gece çadıra girerek Rus generalin başını kesmiştir. Kafasını da Karasu
Köyüne getirerek teşhir etmiştir. Bunun üzerine Moskova’ya telgrafla durum bildirilmiş. Rusya’da konuşulan üç gün katliam yapın kararı üzerine, ölen komutanın karısı üç gün değil de üç saat kıyım yapın demiş. Bu karar telgrafla Tonya’ya bildirilince kıyım uygulandı:
Bir haber çıktı zabit uruldi
Etrafa baktım mahşer kuruldi.
Sardı saldatlar süngü takıldı,
Varmıdır bir yol aşsak o yane
O Cuma günü Karşular Köyü Camisine amcam Mehmet Efendi, oğlu Salih Sıtkı, oğlu Osman Rahmi, oğlu Muhammet Hafız ile Cuma namazı kılmaya gidiyorlardı. Camiye beş yüz metre kala baktılar ki gidenler sıraya diziliyor.
Dizdiler bizi kasaphaneye,
Hazır ol didi süngü sokmaya,
Bakarum Rahmi gelur oraya,
Çare yok dirler akacak kane.
Üzerlerindeki kıymetli eşyalar alınıyor. Muhammet Hafız’ın altın saati ve kösteği alınınca çok zoruna gitmiş. Yanındaki arkadaşı üzülme Muhammet Hafız nasılsa bizi Batum’a sürecekler oradan yenisini alırız demiş. Osman Rahmi 12 yaşında idi.Onuda kadınların arasından çekerek aldılar.Kadınların ağlaması,bağırması sonucu değiştirmedi.
Fakat bu düşünceleri çok kısa sürdü. Yerdeki bez kaldırılınca altından makineli tüfek ortaya çıkmış ve sıradakileri taramaya başlamış Muhammet Hafız ve yanındaki arkadaşı kendilerini yere atarak vurulmaktan kurtulmuşlar. Muhammet Hafız, babası ve kardeşlerinin şehit olduklarını görünce: Babam, babam diye ağlamaya başlamış. Yanındaki arkadaşı sus şimdi gidecekler demiş, ama bakmışlar ki Ermeni kökenli askerler yerde yatanları süngülemeye başlamışlar. Muhammet Hafız ben süngülenemem deyip kaçmaya başlamış, otuz metre kaçamadan arkadan ateş açan Rus askerleri tarafından vurularak yaralı halde tepeden aşağıya düşmüş peşinden koşan Rus askerleri tarafından vücudu süngü ile yarılarak şehit edilmiş.
Muhammed Hafız ya gel yanıma,
Salih’le Rahmi nitti zalime.
Gelupta bakın akan kanıma,
Kalmasın ahım hain düşmane
Atılup tüfenk inledi dağlar,
Ayrulur herkes çocuklar ağlar.
Merhamet itmez nice bin yakar,
On kurşun urur her bir insane
Dirim ki yahu ne ittik size,
Yapar oldunuz bu zumlu bize.
Yevmi mahşerde hep yakanıze,
Tutup çekeriz doğru nirane.
Çaldi kurşuni bize hainler,
Kara gün oldi o güzel günler.
Gider bülbüller soyunur güller,
Azm-i-rah ider doğru cenane.
Bizim halimiz işiten insan,
Ruhumuz icun okusun Kur’an.
Usul-i Siteye geturduk iman
Razıyız Haktan gelen Fermane.
Aynı saatlerde oradan biraz daha aşağıda Trabzon’da ticaret ile uğraşan amcamız Mahmut Ziya Ermeni ve Rus casuslarının tanıması ve göstermesi üzerine at üstünde giderken şehit edilmiştir. Şehit edildikleri yere gömüldüler. Kıyım günü Muhammet Hafızın hanımı Lütfi’ye Nine karşıdan gelenleri Rus sanarak sırtında sarılı olan çocukları iki yaşında ki Niyazi ve bir yaşında ki Leman ile birlikte Canuka gölüne atlayarak ölmek istedi. Yoldan gecenler onları görerek buradan kurtardı. Daha sonra Rus askeri Fevziye Köyüne indi. Buradan Sivri Tepesine üç saatte yol açarak tepeye top çıkardılar. Hala kazdıkları siperler Sivri tepesinde durmaktadır. Bir yıl sonra Mehmet Efendi amcamın hanımı Asiye, Ahmet Hafız amcama eşimi ve oğullarımı Tonya’dan al buraya getir deyince amcam bu isteğe karşı çıkamadı ve mezarları alarak Kayacan Köyü Camisi avlusuna getirip defnetti”. Şehit edildikleri yere 12 Ekim 2007 tarihinde yeniden düzenlenerek şehitlik yapılmıştır. Şehitliğin resimleri.
Muhammet Hafız’ın Hanımı Lütfiye
BU KONU HAKKINDA GENİŞ BİLGİ EDİNMEK İSTEYENLER
TRABZON’UN İŞGALİNDE (1916-1918) KADIZÂDE MUHAMMED HAFIZ VE KARADAĞ SAVUNMASI
Adlı kitabı lokmanyildiz61@hotmail.com adresinden veya 0532.565 66 92 numaralı telefondan temin edebilirler.



